ERKEKLER DİKKAT !!! GDO' lu SOYA KISIRLAŞTIRIYOR

soya
Soya Erkekliği Öldürüyor

ERKEKLİK ÖLÜYOR MU ?

Genetiği değiştirilmiş ürünler yada onlardan elde edilen katkı maddeleri eklenmiş gıdaların, cinsiyet sorunlarına neden olduğu artık herkes tarafından bilinen bir gerçektir. Bu gerçeğin ötesinde Amerikan Epicyte şirketi eylül 2001’de yaptığı basın toplasın da, ‘’Gebeliği engelleyen mısır ürettik, sperm öldüren antikorlar üreten mısırla dolu bir seramız var’’ demiş ve sonra Novartis ilaç şirketiyle gebelik engelleyici proje ortaklığı kurduğunu’da ilan etmişti. Bu firma daha sonra sperm öldürücü mısırların üretim lisansını Dow Agro ve Monsanto’ya devretmişti. Fransız Caen ve dijon Üniversitelerinin ortak çalışmaları, GDO’lu ürünlerin, cinsel hormonların hareketini daha anne karnındayken etkilediklerini ortaya koyar.

2009 yılında ABD’li James Price, göğüslerinde büyüme, sakal, kol, bacakla göğsündeki tüylerde azalma ve cinsel gücünü yitirme şikayetleriyle doktora gider. Yapılan tüm testlerde, Price’in vücudunda sağlıklı erkeklere oranla sekiz kat daha fazla östrojen hormonu tespit edilir. Kadınlarda daha baskın olarak bulunan bu cinsellik hormonunun oranı, sağlıklı kadınlardan bile daha yüksektir. Price, dört ayrı doktora gitmesine rağmen sorununun kaynağı bir türlü tespit edilemez. Doktor doktor dolaşan hastanın imdadına son doktoru yetişir. Hastasının yaşamına dair tüm ayrıntıları dikkatle inceleyen doktor, Price’in günde 1,5 litre süt tükettiğini, bu sütlerin ise soya sütü olduğunu fark eder. Bu soruna soya sütünün neden olabileceği düşünülür ve süt içmeyi kesmesi istenir. Price hemen süt içmeyi bırakır. Soya sütü ve soyalı soyalı ürünleri tüketmeyi bırakan Price’in üç ay içerisinde hızla normalleştiği görülünce, soruna soyanın neden olduğu tespit edilmiş olur.

Halbuki soya fasülyesi ve soyadan yapılan gıdalar kalp sağlığını koruduğu, kolesterolü düşürdüğü, ömrü uzattığı ve prostat kanseri riskini azalttığı iddiasıyla tavsiye edilmektedir. Sorunun aslında soya bitkisinden değil, tümüyle genetiği değiştirilmiş olan GDO’lu soyadan kaynaklandığı ortaya çıkar. Çalışmalar bundan ibaret değildir. Connecticut Üniversitesinde yapılan araştırmalara göre, soyanın testesteron üretimini düşürdüğü ispatlanır. GDO’culara yani Rockefeller’a ait Harvard üniversitesinde yapılan araştırmalara göre, soyanın testesteron üretimini düşürdüğü ispatlanır. GDO’culara yani Rockefeller’a ait Harvard Üniversitesinde yapılan araştırmalar ise soyanın sperm sayısını yüzde 32’ye kadar azaltabildiğini ortaya koyar. Öte yandan bol bol soya tüketen Çinli erkeklerde, cinsel sorunlara ortalamadan yüzde 10 fazla rastlanması da soyanın erkekler için oluşturduğu  riski doğrular nitelikte. Yine ABD’de daha önce 14 bin çift üzerinde yapılan çalışmada, GDO’ların cinsel hormonların faaliyetlerini sekteye uğrattığı, çift cinsel organ, cinsel organ bozukluğu ve sperm azalması gibi sonuçlar ortaya çıkardığı tespit edilmiştir.

Yağı, kıyması, eti, sütü, lestini derken; çikolatadan çorbaya, kekten pastaya, sütten yoğurda, helvadan ete, hemen her hazır gıdanın içinde tükettirilen soyanın, erkekleri kısırlaştırdığının da tespit edilmesi ‘tedirginliğe yol açarmı’ zaman gösterecek.

Fakat ülkemizde GDO’yu yasaklama iddiasıyla yapılan yasal düzenlemelerin hiçbiri GDO’lu katkı maddelerini engellememektedir. Çünkü yüzde0,9’un altında GDO içeren bir ürün GDO’suz kabul edilmektedir. Zaten asıl tehlike de budur. Çünkü bir çikolatanın içinde eklenen GDO’lu soya lestini bu oranlardan fazla değildir. Yahut bu sınırlar içinde kullanılarak sözde yasakla, GDO’lu tüketime hukuksal bir kılıf bulunmuş olunur. Tümüyle GDO’lu hale gelen ve her üründe yer alan soyadan günde 25 gr. Soya proteini almanın bile erkeklerdeki hormon dengesini bozarak ‘cinsiyet’ sorunlarına yol açabildiği bilgisinin bu ülkeyi yönetenleri ilgilendirmediği, yadsınamaz bir gerçek olarak bütün çıplaklığı ile karşımızda durmaktadır. Evlerde ve birçok işletmede kullanılan ve çoğunluğu ithal olan mısır, kanola, soya yağları,; GDO’lu mısırdan elde edilen ve hemen her tatlı ürüne eklenen mısır şurubu ve unlu katkı maddelerinin kısırlaştırıcı olma ihtimali vardır.

Yine bugün soyanın 800’den fazla, mısırın ise 600’den fazla çeşit ürüne katıldığı bütün bu ürünlerin gündelik tüketimin her aşamasında yer alan ürünler olduğu düşünülünce, riskin büyüklüğü bir kez daha görülüyor.


Hiç yorum yok

Yorumlarımızı etik kurallar içerisinde küfür ve hakaret içermeyen anlaşılır, sade bir dille yapmanız önerilir. Uygun bulunmayan yorumlar engellenecektir.

Blogger tarafından desteklenmektedir.